HABERLER >
YARGITAY : İŞÇİNİN HAFTA TATİLİ YILLIK İZİNDEN DÜŞÜLEMEZ
Güncelleme Tarihi: 6/9/2026 12:32:49 AM
YARGITAY : İŞÇİNİN HAFTA TATİLİ YILLIK İZİNDEN DÜŞÜLEMEZ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/757 Karar sayılı ilamında, yıllık izin kullanan işçilerin izin süresine denk gelen hafta tatili günlerinin yıllık izin hesabından düşülemeyeceği vurgulandı. İncelenen olayda işçinin toplam 28 gün yıllık izin hakkı bulunmasına rağmen, kullandığı izin dönemleri içerisinde yer alan 4 hafta tatili gününün yıllık izinden sayıldığı tespit edildi.
Yargıtay, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56’ncı maddesi gereğince izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin yıllık izin süresinden sayılamayacağını belirtti. Bu nedenle işçinin kullanmadığı 4 günlük yıllık izin hakkının bulunduğuna hükmedilerek ilk derece mahkemesinin kararı kanun yararına bozuldu. Karar, yıllık izin hesaplamalarında hafta tatillerinin ayrıca dikkate alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
İşte Yargıtay kararının tamamı
YARGITAY KARARI
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLAMI
Esas No : 2025/9525
Karar No : 2026/757
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
TARİHİ SAYISI
DAVACI
DAVALI
DAVA TARİHİ
: İstanbul Anadolu 31. İș Mahkemesi
: 05.03.2025
: 2024/155 E., 2025/102 K.
: 26.08.2022
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen karanın kanun yaranına temyizen incelenmesi
Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Häkimi tarafindan hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde, 27.02.2017-09.04.2018, 16.08.2019-25.08.2020 ve 24:11.2021-31.01.2022 tarihleri arasında çalıştığımı, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafindan haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin haftanın 6 günü günlük 12 saat çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığımı, son 6 aylık çalışmasında hafta sonu izinlerini de kullanmadığını, müvekkilinin hiç izin kullanmadığımı belirterek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette, 27.02.2017-09.04.2018, 16.08.2019-25.08.2020 ile 24.11.2021-31.01.2022 tarihleri arasında olmak üzere birden fazla dönemde çalıştığını, davacının iddia ettiği gibi işyerinde güveni kötüye kullanarak haksız menfaat sağlamak suretiyle hareket ettiği anlaşılınca istifa ederek işten aynıdığından işten çıkışının istifa nedeniyle yapıldığını, davacının haflada 6 gün çalıştığımı, 3 gün 11.00-21.00 arası ve 3 gün de 14.00-22.00 saatleri arasında olacak şekilde çalıştığımı, davacının her ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, işyerinde dönüşümlü olarak çalışma yapıldığını, dönüşümlü olarak denk geldiğinde de ücretinin kendisine ödendiğini, davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığımı savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil olmadığı, istifa dilekçesi sunulmadığı,
davacının iş süzleşmesinin işveren tarafindan haklı sebep bildirmeden feshedildiği, hafta tatilı alacağımın ispatlanamadığı, ulusal bayram ve genel tatil günleri alacaklarının tahakkuk edilerek ödendiğı, davacıın 2 tam yıllık çalışması karşılığında 24 gün yıllık ücretli izin hakkı kazandığı, yıllık izınlerin kullandırıldığı ve davacının bakiye yıllık izin alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ.
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı kanun yararına
temyiz isteminde; davacının hizmete esas süresi karşılığında toplam 28 gün ücretlı izin hakkımın bulunduğu, davacının yıllık iznini kullandığı döneme denk gelen hafta tatili günlerinin izin süresinden sayılmayacağı, buna göre davacının hafta tatiline denk gelmesi sebebiyle kullanmadığı yıllık izninin bulunduğu, iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin davalı tarafça ödenmesi gerektiği dikkate almarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykını olduğu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının yıllık ücretli izin alacağımın bulunup bulunmadığı noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hälinde, işçiye kullandırılmayan yıllık ücretli izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkıın ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayamıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
İzin ücreti hesabında, 4857 sayılı Kanun'un 56/5 hükmünde yer alan "Yıllık ücretli icin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden
saymaz" hikminin dikkate alnmas gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı işyerindeki çalışma süresine göre toplam 28 gün yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu, dosya kapsamında bulunan yıllık izin belgelerine göre 12.03.2018-26.03.2018 ve 01.06.2020-15.06.2020 tarihleri arasında toplam 28 gün yıllık ücretli izin kullandığı, ancak bu tarihler arasında toplamda 4 hafta tatili günü bulunduğu, buna göre davacımın kullanmadığı 4 günlük yıllık ücretli izin hakkımın bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca bakiye 4 günlük yıllık ücretli izin alacağının bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Kanun yararma temyiz isteminin yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile ilk Derece
Mahkemesince verilen karanın kanun yaranına bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayıl Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 363/1 hükmüne dayalı kanun yararna temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere aynı Kanun'un 363/2 hükmü
gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasımın İlk Derece Mahkemesine, karanın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birligiyle karar verildi.